Kayıtlar

Doğal Tarım 101

Resim
Annemin tarafından üçüncü kuşak fındık üreticisiyim. Çocukluğumda yaşadığım müthiş hasat maceralarını başka yazılarımda anlatmayı çok istiyorum ama bu yazının konusu o değil.  Doğa ve toprak kokusunun nasıl yüreğime işlediğini bilmenizi istediğim için ufacık bir ön bilgi vermek istedim sadece. Bu yüzden; üniversite sonrasında, yaşadığım büyük aşk uğruna sırf İstanbul' a gelebilmek için apar topar bulduğum çağrı merkezindeki işimde, açık ofiste, kübik sistem masalarda gün ışığını unutarak çalışmaya başladığımda ruhumun ne kadar daraldığını herhalde biraz olsun tahmin edebilirsiniz diye düşünüyorum. İstanbul' da geçirdiğim ilk kış mevsiminin buz gibi iş çıkışlarından birinde, yanlış hatırlamıyorsam bir market kasasının yanında, üzerinde kan kırmızısı minicik bir çiçek olan ve baş parmağım büyüklüğünde bir kaktüs bulduğum zaman, bu kaotik şehre karşı yavaş yavaş üşümeye başlayan kalbimde çok samimi bir kıvılcım hissetmiştim. Gerçekten de o kaktüs uzun süre, üzerindeki kırmızı çiçe...

Hüseyinler Ölmez

Resim
 Bugün, size yaşanmış bir olayı anlatacağım. Olay gerçek, anlatım kurgusal. Yıl:1979 Tüm Türkiye' de sağ-sol çatışmalarının tam gaz sürdüğü, anarşinin doruğa çıktığı günler. Ankara' da, Hüseyin isimli bir gencin öldürüldüğü haberi ortalığı ayağa kaldırır. Solcular eylem kararı alır. O dönemde, nedendir bilinmez, belki güvenlik güçlerinin küçük yerlerde daha toleranslı davranmasından, belki tamamen turistik amaçlı, eylemlerin bir kısmı Çankırı' nın küçük bir kazası olan ve Ankara' ya çok yakın mesafedeki Şabanözü' nde gerçekleştirilmektedir. Köylerinin yarısı mutlak sağcı, yarısı mutlak solcu olan bu küçük kasaba, özellikle haftasonlarında çeşitli eylemlerden nasibini almakta, Pazartesi günleri kasabanın camcısını zengin etmektedir. Hüseyin' in öldüğü günün haftasonunda da, solcu eylemciler Ankara' da toplanıp, otobüslere doluşup Şabanözü' nde büyük bir eylem gerçekleştirirler. Çarşıda kırılmadık cam bırakmazlar, duvarlara, tepelere kıpkırmızı büyük harfl...

Dürüst Olmak Gerekirse

Resim
Oldukça az ama öz konuşan, keşfedilmemiş bir bilge olan annemin çocukken bana öğrettiği belki en önemli derslerden birisi: ''Dürüstlük ile kabalık arasında çok ince bir çizgi vardır. Konuşurken mutlaka bu çizgiye dikkat etmelisin.'' idi. Kaç yaşındaydım hatırlamıyorum ama bu cümle, bir iç ses olarak kafamda öyle bir yer etti ki, karşımdaki insanlarla konuşurken hep buna göre cümle seçmeye özen gösterdim. Sosyal medya sayesinde hayatımıza birçok insan girdi. Bu insanların bazılarını çok iyi tanıdığımızı zannederken aslında hiç tanımadığımızı anladık. Bazı hiç tanımadığımız insanları ise bu sayede tanıdık, çok sevdik. Haber siteleri, ilgi alanı grupları, Twitter derken bir anda hiç tanımadığımız başka birçok insanın fikirlerinin bombardımanına tutulduk bir de üstelik. Bu ara ben, sıklıkla tansiyonumu fırlatan pis bir huy edindim; okuduğum her haberin altındaki yorumları didik didik okuyor, bir de üstelik niyeyse bazılarına cevap yazıyorum. İşte şu lanet olası idealizmim v...
Resim
Bütün çocukluğum ayna karşısında geçti diyebilirim. İlk çocukluk dönemimde bütün oyunlarımı evin giriş holünde ayakkabılığın karşısındaki boy aynasının önünde kurardım. İlk gençlik dönemimde ise odama geçtiğim zaman ilk oturduğum yer aynanın karşısı idi. Ağladığımda, güldüğümde koşa koşa hemen ayna karşısına geçmek benim için normaldi. Üniversiteye gittikten sonra, bu alışkanlığımdan kendiliğimden vazgeçtikten sonra da üzerinde hiç düşünmemiştim, ta ki kendi çocuklarım olana kadar. Kızlarım biraz büyüyüp birlikte oyun oynamaya başladıkları zaman ilk fark ettiğim şeylerden bir tanesi, bir kardeşle büyümenin ne demek olduğu hakkında hiçbir fikrim olmadığı idi. İşte o zaman hatırlamaya başladım, ayna karşısında geçirdiğim günleri. Kendi kendime kurduğum oyunlardaki diyalogların tamamının replik karşılıklarının aynadaki yansımamdan geldiğini anımsadım. Sahip olduğum tek arkadaşımın benimle birlikte öfkelendiğini, benimle birlikte sevindiğini, kısacası yaşadığım her duyguyu benimle paylaştı...

Güzel Günler Geliyor

Corona bize iyi geldi. Sosyal medya hesaplarımı kontrol ediyorum, herkes bir şeyler üretiyor. Kimisi A Capella programları ile şarkılar aranje etti, kimisi karaoke programlarından kayıtlar yaptı, herkes bilgisi doğrultusunda videolar, canlı yayınlar hazırladı, korolar online kayıtlarla videolar hazırladı, hemen herkes yemek yapmayı öğrendi(benim dışımda tabii), bir arkadaşım uzun zamandır yazmayı düşünüp bir türlü başına oturamadığı kitabını yazmaya başladı, bir başka arkadaşım yeni bir senaryo yazmaya başladı, birçok arkadaşım kendi uzmanlık alanları ile ilgili online atölyeler geliştirdiler, ev stüdyosu olan arkadaşlarım yeni şarkılar çıkarttılar, bir sürü kitaplar okundu, tadilat işleri bitirildi, evde yıllardır zamansızlıktan oraya buraya tıkıştırılmış ıvır zıvırlar sonunda layık oldukları çöpü boyladı, birçok insan balkonlarında çiçek, saksılarda sebze yetiştirmeye, doğayla tekrar tanışmaya başladı, yarım kalmış tablolar bitirildi, yenilerine başlandı. Aslında hayatı anlamlı kılan...

Klasik Kafa

Resim
Ailemin de klasik müzik dinleyicisi olmasından kaynaklanan alışkanlıktan olsa gerek, diğer tüm müzik türleri zaman zaman baskın olarak hayatımda yer etse de, klasik müzik benim için her zaman nihai kaçış noktası olmuştur. Her şeyden çok bunaldığım, okuduğum, yazdığım, izlediğim, yediğim şeylerin beni bir türlü tatmin etmediği nevrotik zamanlarımda sığındığım bir kucak gibi görürüm klasik müziği hep. Belki de çocukken kuruş kuruş biriktirdiğim harçlıklarımla koşarak gittiğim kasetçilerde sınırlı sayıda bulunan, üzeri kelebekli albümlerde saklanabildiğim için çoğu zaman. Hayatımıza internetin girmesi ile tüm dünyadaki binlerce süper yetenekli müzisyene ulaşma imkanı bulmuş olmak ilk başlarda müthiş heyecanlandırmıştı beni bu yüzden. Ancak zaman içinde, bu yetenekli insanların, belki de sırf yapabiliyor olduklarını gösterebilmek adına, klasik eserleri gittikçe daha hızlı bir tempo ile çalmaya başladıklarına şahit olmaya başladım. İlk başlarda bu, kendi kulağımdaki ufak yanılsamalar gibi g...

Mutlu Olmanın Abartılması

Resim
                                                                                          '' Happiness is overrated.''                                                                                                      Doc Martin Kestirip atmışcasına basit gibi görünen bu cümle, hayatımdaki birçok şeyi derinden sorgulamama sebep oldu. Konuya girmeden önce; tanımayanlar için Doc Martin kimdir, kısaca bilgi ...